Katar merkezli düşünce kuruluşu Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi İcra Direktörü Halid el-Cabir, ABD ile İran arasındaki görüşmelerde somut ilerleme sağlanamamasının bölgede savaşın yeniden başlaması riskini canlı tuttuğunu söyledi.Cabir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgedeki gerilimi Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması'nı, Körfez ülkelerinin ABD ile güvenlik ortaklığını ve İsrailli yetkililerin Katar'a yönelik açıklamalarını değerlendirdi.Bölgenin bir süredir belirsizlik içinde bulunduğuna işaret eden Cabir, "ABD ile İran arasında ne savaş ne de barış halindeyiz.
ABD-İran uzlaşamazsa savaş yeniden başlayabilir." ifadelerini kullandı.Başlangıçta Pakistan'ın yürüttüğü, ardından Katar'ın da devreye girdiği arabuluculuk çabalarına dair Cabir, tarafların mevcut tutumlarını korumasının çözümü zorlaştırdığını belirtti.Körfez ülkeleri, siyasi iletişim ve kamu diplomasisi alanlarında çalışmalar da yürüten Cabir, sözlerine şöyle devam etti: "Taraflar kendi görüşlerinde ısrar ediyor ve ellerindeki kartları kullanıyor.
ABD, ortaya koyduğu şartlarda ısrarını sürdürüyor. İran'ın elindeki en önemli kartlar ise Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ve kendisine bağlı milis grupların kullanılması."Husilerin de sürece dahil olması ve Babulmendeb Boğazı'ndan geçen gemilerin hareketlerinin engellenmesinin durumu daha da ağırlaştırdığını savunan Cabir, bölgedeki aktörlerin siyasi, askeri, güvenlik ve ekonomik açıdan yıprandığını dile getirdi.Körfez ülkelerinin petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığında ciddi güçlüklerle karşı karşıya olduğunu söyleyen Cabir, gerilimin tırmanması ve başka tarafların da çatışmaya dahil olmasının krizi büyütebileceği uyarısında bulundu."Mekke İttifakı daha geniş bir bölgesel yapıya dönüşebilir"Cabir, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Anlaşması'nı, bölgesel tehditlere karşı ortak yaklaşım geliştirilmesi bakımından önemli bir adım olarak değerlendirdi.Katar, Bahreyn ve Kuveyt'in bu girişimi olumlu karşıladığını belirten Cabir, şunları kaydetti: "Bölgenin üç büyük ülkesi Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında koordinasyon sağlanması, tehditlere ilişkin ortak bir bakış geliştirilmesi, güvenlik ve istikrar konusunda buluşulması önemli.
Bu, desteklenmeyi ve takip edilmeyi hak eden bir adım."Anlaşmanın gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla genişleyebileceğini vurgulayan Cabir, "Mekke İttifakı'nın oluşturduğu şemsiyenin gelecekte genişleyerek bölgesel bir yapıya dönüşmesi halinde Katar'ın ilk katılan ülkeler arasında olacağını düşünüyorum." diye konuştu.Mısır'ın da Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle dayanışma göstermesini olumlu bulduğunu söyleyen Cabir, özellikle İran destekli Husilerden kaynaklanan tehditlere karşı verilen desteğin daha geniş bölgesel işbirliği girişimlerine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.Cabir, Mekke İttifakı ile Arap ve Körfez ülkelerini buluşturan daha kapsamlı bir işbirliği ağının ortaya çıkabileceğini dile getirdi."ABD ile stratejik ortaklığın devam edeceğini düşünüyorum"Son çatışmaların ABD'nin güvenlik garantilerine duyulan güveni nasıl etkilediğine ilişkin soruyu yanıtlayan Cabir, Körfez ülkeleri ile Washington arasındaki stratejik ortaklığın süreceği görüşünü paylaştı.Bu ilişkinin yaklaşık yarım asırlık geçmişi bulunduğunu belirten Cabir, bölge ülkelerinin ABD'nin sağladığı savunma ve güvenlik sistemlerinden önemli ölçüde yararlandığını söyledi.Cabir, "Bu savaşın ele alınış biçimine ilişkin bütün eleştirilere rağmen ABD, Çin, Rusya ve diğer aktörlerle karşılaştırıldığında bölge güvenliğinin en büyük garantörü olmaya devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.Çin'in Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almasına rağmen savaşın durdurulması konusunda belirleyici bir ağırlık ortaya koyamadığını savunan Cabir, diplomatik çabaların önemini vurguladı.Cabir, ABD ile İran'ın krizin çözülmesinin ve savaşın sona ermesinin herkesin çıkarına olduğunu kabul etmesi gerektiğini belirtti.İsrailli yetkililerin Katar'a yönelik açıklamalarıİsrailli yetkililerin Katar'ı hedef alan açıklamalarına ilişkin ise Cabir, açıklamaları İsrail'deki seçim gündemiyle ilişkilendirdi.Cabir, "Bunların bir değeri olduğunu düşünmüyorum.
İsrail'deki seçimlerle bağlantılı açıklamalar. İsrailliler söylemleriyle Katar'a saldırmaya çalışıyor." dedi.Katar'ın Filistin meselesine ve bölgesel sorunlara ilişkin tutumunun açık olduğunu dile getiren Cabir, Doha'nın Gazze'deki savaş ve esirler konusundaki arabuluculuk rolüne dikkati çekti.Cabir, Katar'ın Gazze'nin yanı sıra başka dosyalarda da arabuluculuk kapasitesini ortaya koyduğunu ifade ederek İsrailli yetkililerin açıklamalarının ciddiye alınacak nitelikte olmadığını sözlerine ekledi.Katar merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Orta Doğu Küresel İlişkiler Konseyi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki siyasi, güvenlik ve sosyoekonomik gelişmeler üzerine araştırmalar yürütüyor.


